Öğretmenlerle İki Çift Laf : 1. Öğretmenlik diplomasını aldım!

Öğretmenlik diplomasını, artık profesyonelim.

Uzun zamandır öğretmenlik yapıyor olmanız, sizi tecrübeli bir öğretmen yapmaz. Mesele öğretmenlikte geçirdiğiniz yılların çokluğu değil, bu yılları öğretmenlik adına nasıl doldurduğunuz ve bu yıllarda neler biriktirdiklerinizle alakalıdır. 

Şu anda yaptığımız öğretmenliğin içi aslında aldığımız eğitimler, yaşadığımız eğitsel olaylar, sınıf içi ve sınıf dışı eğitimle ilgili tecrübelerimiz ve insan olarak eğitim dışındaki hayatımızın toplamından oluşuyor. Eğitim fakültelerinden öğretmenlik yaptığımız alandan mezun olmak her ne kadar bize ilgili alanla öğretmenlik yapabileceğimize dair bir diploma kazandırsa da bu diplomanın hiçbirimizi iyi bir öğretmen yapma konusunda kesin çizgilerle yapılandırdığını düşünemeyiz. Eğitim hayatımızın her döneminde topladığımız polenler, nasıl bal yapacağımızın ve balımızın ne kadar kaliteli olacağının bir göstergesi olarak ortaya çıkıyor ama öğretmenlik hayatımızın her dönemi boyunca bu polenleri toplamaya devam etmemiz gerektiğinin de hepimiz farkındayızdır. Bu sebeple öğretmenliğin bitmeyen bir öğrencilik olduğunu noktasında hepimiz mutabıkızdır. Öyleyse her an eğitimle iç içe olmamız, meslek yaşantımızı, bilgimizi ve öğretmenlik donanımımızı artırmak ve profesyonel gelişimimizi sürekli beslemek zorundayız. Bir öğretmen olarak bu bağlamda neler yapıyorsunuz? Birtakım sorular sorarak kendimizi sorgulayalım. Alanınız ilgili kitapları alıyor ya da eğitimle ilgili yeni çıkan kitapların sıkı bir takipçisi misiniz? Öğretmenlikte gelişiminizi destekleyecek kimi seminer, konferans, çalıştay ve atölyelere katılıyor musunuz? İnternette bu konularda kimi zaman ücretsiz kimi zaman ücretli sanal seminerleri takip ediyor musunuz? Sosyal medya mecralarında alanınızla ya da genel olarak eğitimle ilgili eğitim dünyasından öğretmenleri, uzmanları, kimi kurum ve kuruluşları ve grupları takip ediyor musunuz? Girdiğiniz dersleri düzeni olarak öğrencilerinizden dönüt alarak ve objektif bakarak kendinize bir geri beslemede bulunuyor musunuz? Alanınızdan ya da alan dışında kimi öğretmenlerin derslerine girerek onların öğretmenliği nasıl yaptığını gözlemleyerek öğretmenliğinize katkılar vermeye çalışıyor musunuz? Meslektaşlarınızı sizin derslerinize girmenize teşvik ediyor ve onlardan geri dönütler alıyor musunuz? Dersinizden çıktıktan sonra dersin nasıl geçtiği ile ilgili bir objektif bir gözle bakarak düzenli değerlendirmeler yapıyor musunuz? Üniversitelerle iş birliği içerisine girerek öğretmenlik eğitimi veren hocalarla zaman zamanda olsa eğitim ve öğretmenliğe dair sohbetler ya da paylaşımlar yapmak için sıkı bir bağ kuruyor musunuz? Bu sorulara daha pek çok soru eklenebilir. Tüm bunları yapmıyor ya da çoğunu yapmıyorsak, öğretmenlik anlamında yılların bize tecrübe olarak katkıda bulunacağına değil ama öğretmenlikten soğutacağına; bizi tükenmişlik sendromuna sokacağına emin olabiliriz. Kısa vadede değil ama uzun vadede bu yapmadıklarımız bizi mesleğimizden zevk almama, sınıflara girmeye isteksiz olma, sınıf içi yönetim problemleri ile karşılaşma, öğrencilerinizle iletişim problemleri yaşama, gittikçe ufuk açan bir öğretmen değil öğrencileri, öğrenci sorularını geçiştiren ve öğrencilerinizi baskılayan bir öğretmen olmanıza ve dahası hayatımızdan keyif almamanıza neden olacaktır. Uzunca yıllar öğretmenliğimizden keyif almak istiyorsak, kendimizi öğretmenlik bilgi ve becerimizi, alan ve pedagojik bilgimizi sürekli beslemeli, bu uzun yılları verimli bir döngü içerisinde geçirmeliyiz.  Aksi halde dünyanın en keyifli, doyurucu mesleklerinden birini kendimiz için bir zül haline getiririz.