Öğretmenlerle İki Çift Laf: 2. Hocam aklımızda bulunsun !

Hocam, aklımızda bulunsun “öğretmenlik” mesleğimizin önemli bir parçası

Alanımızda çok bilgili, çok fazla araştırma, makale ve projeye ve en kaliteli dergilerde yayınlarınızı olması, ciddi bilimsel konferanslarda boy göstermemiz, ülkemizdeki ve dünyadaki bilime olan katkımız bizi değerli kılar, iyi araştırmacılar yapar ama tüm bunlar iyi de bir öğretmen olduğumuzu göstermez. 

Akademik hayatta lisans, yüksek lisans, doktora çizgisinden ilerleyenler, bu süreçlerden sonra araştırmacı ve aynı zamanda öğretici olarak görev yaparlar. Fakat bu öğreticilik, öğretmenlik kısmı akademide azımsanmayacak bir orandaki “hocada” kendini maalesef gösteremez. Bu çizgiden sonra Dr. Öğretim Üyesi olarak kadroya alınmış ve zamanla ilerleyecek olan hocalar, kendilerini bir anda sınıfın karşısında herhangi bir öğretmenlik deneyimine sahip olmadan alanındaki içeriği, -uzmanlık sahibi olduğu alanın içeriğini, öğrenciye aktarmaya-aktarmamaya başlarlar. Herhangi bir öğretmenlik deneyimi yaşamayan ya da az yaşayan hocaların bilgiyi çeşitli yöntem ve tekniklerle aktarması, ders planlaması, sınıf yönetmesi, öğrencilerine rehberlik etmesi zordur. Hani bazı öğrenciler üniversitelerde olan hocalarla ilgili bazen dile getirirler ya bu hoca çok iyi bilgili ama aktaramıyor. İşte böyle bir durumla karşılaşma olasılığımız yüksek. Bu mühendislik, tıp ve diğer alanlarda geçerli olan bir durum olduğu gibi, öğretmen eğiticisi olarak eğitim fakültelerinde herhangi bir öğretmenlik deneyimi olmayan hocalar açısından daha da mühimdir; çünkü iyi bir rol model olamazlar karşılarındaki öğretmen adaylarına. Alanına hâkim olmak, yeteri derecede alan bilgisine sahip olmak iyi öğretmen olmak için önemlidir ama yeterli değildir. Pedagoji eksikliği ciddi bir engel oluşturur. Ne öğreteceğimizi biliriz ama nasıl öğreteceğimizi bilmeyiz. Genel olarak tüm alanlardan öğretmenlik deneyimine sahip olmayan hocalar, öğrencileri ile iletişim problemleri yaşarlar, aktarma becerileri pedagojik geçmişleri ve altyapıları olmadığı için zayıftır, sınıf yönetiminde nispeten zorlanırlar, gereksiz yere baskıcı bir hoca olma ihtimalleri yüksektir. Konuya iki açıdan yaklaşalım. Birincisi özellikle öğretmen eğitici olarak görev alacak hocalara öğretmenliği deneyimlemiş olma şartını koyalım. Diğer alanlardaki hocalar ve mevcut durumda eğitim fakültelerinde çalışan hocalar için sadece birtakım önerilerde bulunalım. Tüm hocalarda yukarıda bahsettiğim problemler görülmeyecektir ama ciddi orandaki hocalar için durum böyledir. Bu nedenle hocaların pedagojik alt yapılarını güçlendirecek sorular sorması ve bu soruların cevaplarını araştırmaları gerekir. Alanımla ilgiyi bilgiyi daha iyi nasıl aktarabilir, birey nasıl öğrenir, öğretme yöntem ve teknikleri nelerdir, sınıf yönetimimi daha iyi bir duruma nasıl getirebilirim, alanımdaki başka diğer hocalar bu işi nasıl yapıyorlar vb. sorular ve bu sorulara cevaplarla vakit geçirmelidirler. Bu alanlarda yazılmış kitapları okumak, webinar, seminer, konferans, atölyelere katılmak, başka hocaları gözlemlemek, öğrencilerinden dersiyle ilgili dönütler almak yapabileceklerin sadece bazılarıdır. Hoca olarak öğretmenlik yönümüzü geliştirmek zorundayız. Çünkü araştırmalarımız, makalelerimiz, projelerimiz dışında da “öğretmenlik” gibi bir görevimiz var. Genellikle diğer aktivitelere daha fazla zaman ve emek harcarken, öğretmenliğe daha az kafa yoruyoruz.  Bu durumun değişmesi lazım çünkü karşımızda bizden kazanacakları çok şey olan öğrenciler var. Öğrencilerimize de, daha iyi öğretmenlik vasfı kazanmak için mücadele ederek, yararlı olmalıyız.