Öğretmenlerle İki Çift Laf: 5. Siz sunun, ben izleyim.

Siz sunun, ben izleyim.

Derslerimizde zaman zaman öğrencilerimize içeriği dağıtıyor ve onlardan bu içerikle ilgili sunu hazırlamalarını istiyoruz. Doğru ellerde ve doğru mantalitede böyle bir uygulama öğrencilerimiz açısından yarar sağlarken, yaklaşımımız farklı ise öğretmenliğimizi ya da en azından böyle bir uygulamayı cidden sorgulamamız gerekir.

Öğretmen ve hoca olarak bizlerin derslerimizde öğrencilerimizin daha aktif daha katılımcı olmasını sağlamak çok anlamlı ve arzu edilen bir durumdur. Öğrencilerimizin dersin içeriği ile ilgili kendi ve/veya grup arkadaşlarıyla birlikte verilen konuyu araştırarak bulduklarını sistematik ve düzenli bir şekilde sunuya aktarmasının pek çok yararı vardır. Öğrenci/lerin konuyla ilgili var olan bilgiye (yığınına) kendilerinin araştırarak ulaşması, bu bilgileri okuyup, analiz edip, bu bilgilerden sentezledikleri önemli bilgileri sunuya sistematik ve düzenli bir şekilde aktarmak için harcadıkları çaba, bu sunuyu sınıfta sunarken etkili bir biçimde aktarmaları yani bir anlamda öğrendiklerini sınıftaki arkadaşları ile paylaşmaları ve onlara öğretmeye çalışmaları ve öğretirken pekiştirmeleri ve öğrenmeleri bu yararlardandır. Sürecin içine böylesi bir dâhil oluşun eğer her şey planlı ve doğru yapılırsa çoğu zaman öğretmenin içeriği sunması kadar hatta bazen daha fazla öğrenci öğrenmelerine katkıda bulunur. Diğer taraftan aslında bu sunudaki içeriği sunmada öğretmen, alan bilgisi ve aktarım gücü ile daha profesyonel ve etkilidir. Bütün bunların üzerine şu durumu belirtmekte fayda var. Zaman zaman öğretmenler fakat daha çok hocalar dersin içeriğini bölerek sınıftaki öğrencilerine konuları dağıtırlar ve onlardan hazırlanarak sunum yapmasını beklerler. Daha önce sıraladığım sebeplerden ötürü aslında bu uygulamada hata yoktur aksine öğrencinin yararına olabilir. Fakat bu uygulamayı bazı hocalar aslında yanlış kullanıp, içeriğin ve öğrenmenin-öğretmenin tüm yükünü öğrencilere yüklüyor ve kendi dersinin yüküne ortak olmuyor maalesef. Öğretmen ya da hoca olarak bizler, sunu konularını öğrencilerimize dağıttı isek; sunum yapan öğrenci ya da öğrenci grubuna sunum esnasında ve sonrasında ciddi geri dönütler veriyor, konunun daha iyi anlaşılması için sürece yorum, anlatım ve çeşitli materyaller, yöntem ve tekniklerle ciddi anlamda katkı veriyorsak, öğrencilere soru soruyor ve diğer öğrencilerden sunuyla ilgili sorular alıp bir tartışma ve paylaşım ortamı yaratıyorsak, öğrencilere sunu yaptırmayı doğru şekilde kullanıyoruz demektir. Diğer yandan eğer sunulara öğretmen ve hoca olarak yalnızca aferin, güzel hazırlamışsınız deyip sadece not veriyorsak ve sıradaki konu ve öğrenci/grup diyorsak aslında öğretmen ya da hoca olarak bizlerin amacı öğretmek değil dersi öğrencilerimize paslayarak, dersin tüm yükünden öğretmen ve hoca olarak kurtulmak demektir ki bu son derece yanlış ve öğretmenlik mesleğine yakışmayan bir tutumdur. Eğer bu ikinci durumda isek ve doğru yapıyor olduğumuza inanıyorsak, bu yanlıştan tez elden dönmek gerekir. Amacımız dersimizi öğrencilere yıkmak değil; öğrencilerimizin araştırması, öğrenmesi ve sürecin aktif bir parçası olmasıdır. Bunun dışında kalan her durum, dersimizi savsakladığımız anlamına gelir.